Ergenlerle Terapi: Güven İlişkisini Kurmanın İncelikleri
Ergenlik dönemi, insanların kimlik arayışları yaşadığı, duygusal anlamda büyük dalgalanmaların meydana geldiği bir süreçtir. Yetişkinlik dönemine geçiş yapıldığı bu kritik evrede psikolojik desteğe ihtiyaç duyulabilir. Yetişkinler ile kıyaslandığında ergenlik döneminde olan bireylerle terapilerde terapötik ilişki kurmak daha hassas ve çok daha farklı boyutlara sahip bir süreçtir. Bu sürecin ilk adımı ise mutlaka güven ilişkisinin kurulmasıdır. Terapinin etkili olabilmesi amacıyla ergenlerle güven ilişkisinin sağlam temellere oturtulması gerekir.
Ergenlik Döneminin Psikolojik Dinamikleri
Ergenler, hem çocukluk döneminden gelen bağımlılık ihtiyacını hem de yetişkinliğe özgü özerklik arzusunu aynı anda yaşarlar. Dolayısıyla bu ikili yapının otoriteye karşı sorgulayıcı bir tutum içerisinde olma, gizlilik ihtiyacı duyma ya da anlaşılamama hissi yaşama gibi çeşitli duygu ve düşünceleri de beraberinde getirebildiğini belirtelim. Tüm bunlar ergenlerin çoğu zaman terapi sürecine çok daha temkinli yaklaşmalarına da neden olabilir.
Kimi zaman ergenlik terapi seanslarına zorla getirildiklerini düşünürler ve kimi zaman da seanslar esnasında yargılanacakları endişesine kapılabilirler. Seanslar sırasında konuşulanların ailelerine aktarılacağı kaygısını da yaşayabildiklerini söyleyebiliriz. Bu nedenle bir güven ilişkisi kurmak daha hassas bir yaklaşımı gerektirir. Aynı zamanda çok daha özenli olmak gerektiği de unutulmamalıdır.
Güven İlişkisinin Terapideki Rolü
Terapinin temel yapı taşı güvendir. Dolayısıyla ergenlerle yapılan terapi süreçlerinde güven ilişkisinin kurulması, ilk ve en önemli adım olarak düşünülmelidir. Ergenlik döneminde olan bireyler kendilerini güvende hissetmediklerinde duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmekten kaçınabilirler. Bu da terapötik sürecin başlamasını engelleyebilir.
Güven ilişkisinin kurulduğu ve sağlam temellere oturtulduğu bir terapi sürecinde ise ergenler kendileri için en zor olan duygu ve düşüncelerini dahi aktarabilirler. Aynı zamanda kendilerini keşfetmeye ve kendi duygu ile düşüncelerini anlamlandırmaya daha açık hale gelirler. Bu da değişim sürecine gayet aktif bir şekilde katılım sağlamalarının yolunu açar. Burada kritik olan unsur güven ilişkisinin tüm terapi süreci boyunca korunmasıdır.
Gizlilik ve Sınırların Netleştirilmesi
Ergenlerle terapi seanslarında güven inşa etmek için gizlilik ilkesinin net ve açık bir dille aktarılması gerekir. Bu sayede seanslarda konuşulanların gizli kalacağı noktasında ergenlere bir güven verilebilir. Hangi durumlarda ebeveynler ile ya da üçüncü kişilerle bilgilerin paylaşılabileceği de net bir şekilde aktarılmalıdır. Bu arada terapist ile ergen ilişkisinde sınırların netleşmesi, belirsizlik kaynaklı kaygıları azaltır ve bu da güven ilişkinin kurulabilmesini destekleyen bir durumdur.
Yargısız ve Kabul Edici Tutumun Önemi
Üzerinde durulması gereken kritik unsurlardan biri de terapistin yargılamadan, kabul edici bir tutum içerisinde olmasıdır. Bunun nedeni ergenlik döneminde olan bireylerin eleştirilme ya da yargılanma noktasında çok daha hassas olmalarıdır. Terapistin kesinlikle tarafsız, kabul edici ve yargısız bir tutum içerisinde olması işte bu nedenle büyük önem taşır. Empatik dinleme, aktif geri bildirim ve duyguların isimlendirilmesi gibi yöntemler, danışanların kendilerinin anlaşıldığını hissetmelerini sağlar. Bu noktada terapistlerin çözüm üretmek için aceleci davranmaması da kritik hususlardan biridir.
İletişim Dilinin Ergene Uyumlanması
Ergenlerle terapide kullanılan dilin yaşa, bilişsel gelişime ve kültürel bağlama uygun olması gerekir. Aşırı teknik kavramlar ya da öğretici bir üslup tercih edilmesi önerilmez. Bunun yerine kolay anlaşılır, sade ve karşılıklı olarak iletişimi destekleyen bir iletişim dilinin tercih edilmesinde fayda olacaktır. Elbette kullanılan dil açısından da terapistin bir otorite konumunda olmaması gerekir. Aksi halde ergenler sorgulandığı ya da yargılandığı düşüncesine kapılabilir. Bu da asla istenen bir tablo değildir.